DOLAR

32,8241

EURO

35,1066

ALTIN

2.495,38

BIST

10.729,86

Terkoğlu, “CHP’den Bakana ‘Normalleşme’ Telefonu”

Terkoğlu, “CHP’den Bakana ‘Normalleşme’ Telefonu”

Gazeteci Terkoğlu: ‘Demokratikleşiyoruz’un Demir Yumruğun Üstünde Kadife Eldiven Olduğu Anlaşıldı.- ‘Bu Kadar Demokrasi Size Yeter’

Gazeteci ve yazar Barış Terkoğlu, “CHP’den Bakana ‘Normalleşme’ Telefonu” başlığıyla 1 Mayıs yürüyüşünde tutuklanan öğrenciler ve sonrasında CHP Lideri Özgür Özel ile Adalet Bakanı Yılmaz Tunç‘un yaptığı telefon görüşmesi hakkında bir köşe yazısı kaleme aldı.

Terkoğlu, önce içeri alınıp sonra tahliye edilen öğrencilerin ve diğer tutukluların durumunu şu sözlerle dile getirdi:

2010 yılında “demokratikleşiyoruz” vitriniyle Taksim Meydanı 1 Mayıs’lara açıldı. Referandumdan evet çıktı, kumpas davalarıyla muhalefet dağıtıldı, iktidar partisi tasfiyelerle devleti adeta fethetti. “Demokratikleşiyoruz”un demir yumruğun üstünde kadife eldiven olduğu anlaşıldı. Değdiği yeri acıtıyor, şişiriyor ama kanatmıyordu. Taksim, birkaç yıl sonra “Bu kadar demokrasi size yeter” denerek kapatıldı. Eldiven elden çıkmıştı.

Son 1 Mayıs’ta geçen 14 yıl çok konuşuldu. Zira 31 Mart’ta muhalefetin seçimi kazanmasının heyecanıyla muhalifler Taksim’e yürüyüşe geçmiş, Saraçhane’de önleri kesilenler gözaltına alınıp tutuklanmıştı. Tutuklananların önemli bir kısmı öğrenciydi.

Özel-Tunç Görüşmesi

Tutuklu öğrencilerin aileleri, CHP’li vekillere dert yandı. “Üniversite öğrencisi çocuğum 1 Mayıs’a katıldığı için hapiste, sınavları var, giremiyor” diye feryat ediyorlardı.

Peşinden kritik adımlar geldi. Aileleri dinleyen Özel, “Askerlik arkadaşımı arayayım” diyerek telefona uzandı. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’u aradı. Bakan telefonu hemen açtı. 1 Mayıs eylemine katıldı diye tutuklanan öğrencilerin durumunu, çocukların sınavlarına giremediğini, ceza alsalar dahi yatarı olmayan bir suçlama nedeniyle eğitim hayatlarının zarar gördüğünü ve serbest bırakılmaları gerektiğini söyledi. Adalet bakanı, sorunun çözümü için elinden geleni yapacağını söyleyerek kapattı.

Bundan sonra hızlı bir süreç yaşandı. Özel’in telefonundan bir gün sonra 29 Mayıs’ta savcı M.Ü., kendi talebiyle tutuklanan üç öğrenci için bir anda görüş değiştirdi. Dört gündür tutuklu olan A.K.G., B.Y., Ö.B. adlı öğrenciler için “tutuklulukta geçen sürenin yeterli” olması gerekçesiyle tahliye talebinde bulundu. Öğrenciler sürpriz şekilde serbest kaldı.

“20 Öğrenci İçeride Kalmaya Devam Ediyor”

Öğrencilerin serbest bırakılması için başvuran savcı, aynı anda iddianameleri yazıp mahkemelere göndermişti. İddianamelerin tarihi Özel-Tunç görüşme günüyle aynıydı. Mahkemelere yolladığı iki ayrı iddianameyi işaret ederek “Buradan sonrası mahkemenin kararı” diyordu. İddianameyi kabul eden 44. Asliye Ceza Mahkemesi, tensip zaptında tutukluluğa devam dedi.

“Buraya kadarmış” umutsuzluğu yayılıyordu ki yeni bir gelişme daha yaşandı. 25. Asliye Ceza Mahkemesi iddianameyi reddederek geri gönderdi. Böylece henüz iddianamesi yazılmayanlar ve geri dönen dosyadakilerin bir kısmıyla birlikte toplam 13 öğrenci tahliye edildi.

Son rakamı vereyim: 1 Mayıs eylemleri nedeniyle 40’ı öğrenci 82 kişi tutuklanmıştı. Dördü ilk itirazlarla çıkınca 36 öğrenci kalmıştı. Özel-Tunç görüşmesinden sonra parça parça, 16 öğrenci mahkemeye çıkmadan tahliye edildi. Şu anda 20 öğrenci içeride kalmaya devam ediyor.

Özetle…

Bir; belli ki iktidar ile muhalefet arasındaki “normalleşme trafiği” kamuoyunda görünenden daha fazla derinliğe sahip. Arka planda başka hikâyeler de konuşuluyor.

İki; kimine göre iktidarın bir eliyle şeker veren öbür eliyle sopa vuran kurgusu, kimine göre ise iktidar içi çatışmaların sahaya yansıması nedeniyle “normalleşme” denilen şey gelgitli.

Üç, muhalefetin “müzakereli mücadele” diye açıkladığı sürecin karşısında iktidarın “kırmızı çizgili” cephesi var. 16 öğrenci tahliye oldu ama yazı yazıldığı sırada işsiz, işçi, esnaf vb. 59 kişi sadece 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkmaya çalıştığı için hapiste kalmaya devam ediyor. Siz buna kayyumu da ekleyerek devam edin. Herkesin “normalleşme”den nasibi başka…

Dört, yargının tutuklarken de bırakırken de “Tabii ki efendim”li halini artık anlatmıyorum.”

 

Barış Terkoğlu’nun Yazısı İçin Tıklayın!

Daha Fazla Köşe Yazısı Okumak İçin Tıklayın!

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ